|
Yazar SeRKaN HıZLı
|
|
Tuesday, 25 March 2008 |
RİZE’YE BİR DE RİZE KALESİNDEN BAKALIM…
Eşsiz tabiat güzellikleri, zengin halk mimarisine sahip olan güzel Rize’miz coğrafik konum olarak Türkiye’nin kuzeydoğusunda yer almakta. İnsan ve tabiatın birbirleriyle iç içe sergilemiş oldukları bu şirin ilimizde yapılar vadilerin yamaçlarında asılmış gibi durur ve ilk kez gören birçok insanı hayrete düşürür. Şiddetle akan dere sesi çamların dallarına saklanan kuşlara nispet üstlerinde kurulu olan narin asma köprülere iyice bir bakın dercesine insanları çağıra çağıra çağlar Karadeniz’e doğru… Bir bakarsınız tulum sesiyle bir bakarsınız kemençeyle coşuyor onca insan çiçekli yayla yollarında, çay bahçelerinde, mısır tarlalarında…
Tüm bu doğal güzelliklerin ötesinde Rize önemli bir tarihe de kucak açmış yıllar öncesinde. Ve o günlerin izini çeşitli tarihi eser ve yapılarla bugünlere dek taşımış. Rize Kalesi bunun en güzel örneklerinden bir tanesi. Rize Kalesi şehir merkezinin güneybatısında yer alır. İç Kale ve Aşağı Kale’den meydana gelmektedir. Rize il merkezinin güneybatısında bulunan Rize Kalesi’nin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Bunu belirten bir kitabe de günümüze gelememiştir. Kale ilk yapılışında İç Kale ve Aşağı Kale’den meydana gelmiş, Aşağı Kale bölümü yoğun yapılaşmadan ötürü tamamen yok olmuş ve yalnızca batı tarafındaki bazı sur parçaları ile kuleleri günümüze gelebilmiştir.
Rize Kalesi’nin tarihlendirilmesi konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Aşağı Kale surlarının bazı bölümleri Bizans İmparatoru Alexios II. (1297-1330) zamanında yapılan Trabzon Kalesi ile benzerlik göstermesinden ötürü bu dönemde yapıldığı sanılmaktadır. İç Kale ise, İmparator Iustinianus (527-565) zamanında yapılmıştır. Sonraki dönemde de Trabzon Kommenosları zamanında Aşağı Kale’nin surları yapılmıştır. Bu kale Osmanlı döneminde onarılarak kullanılmıştır.
|
|
Son Güncelleme ( Tuesday, 25 March 2008 )
|